Kısa kural şu: Önce koşulun ne zamana ait olduğunu, sonra gerçekleşmesinin mümkün olup olmadığını sorun. Mümkünse zamanı değiştirmezsiniz (If it rains, we will stay home). Gerçeğe aykırıysa zamanı bir adım geriye kaydırırsınız: şimdiki durum için past (If I had time), geçmiş için past perfect (If I had known). Bu temel kalıplarda will/would ana cümlede kullanılır. Will isteklilik bildirdiğinde if bölümünde de olabilir: If you will wait here, I will call the manager.
Türkçede ‘yağarsa’, ‘olsa’, ‘bilseydim’ ve ‘bilmiş olsaydım’ aynı -se/-sa ekini kullanır; zaman bilgisi ekin önüne veya arkasına ayrıca eklenir. Bu yüzden ‘yağacaksa’ düşüncesiyle If it will rain yazmak ya da ‘gelse’ ile ‘gelseydi’ farkını İngilizcede kaçırmak çok yaygındır. Aşağıdaki 30 soru Başlangıç, Orta ve İleri olmak üzere üç seviyeye ayrılmıştır. Her yanıtın altında, o cümlede neden o biçimin seçildiğini Türkçe açıklıyoruz.
If clause testi: 30 soru
1. Seviye · Başlangıç (Type 0 ve Type 1)
2. Seviye · Orta (Type 2 ve Type 3)
3. Seviye · İleri (Mixed, unless, devrik yapı)
Yanıtlar ve açıklamalarSoruları çözdükten sonra açın.
- 1. meltsBuzun ısıtılınca erimesi her zaman geçerli bir gerçektir; bu Type 0’dır ve iki tarafta da simple present kullanılır: If you heat ice, it melts. Would melt bir hayal kurar, bilimsel gerçek anlatmaz. Türkçedeki ‘ısıtırsan erir’ yapısı da geniş zamanla kurulur; İngilizcede bunun karşılığı iki tarafta present’tir.
- 2. rainsType 1’de if’li cümle simple present olur, gelecek bilgisini ana cümledeki will taşır: If it rains tomorrow. ‘Yarın’ kelimesi ve Türkçedeki ‘yağacaksa’ düşüncesi will rain yazdırır, ama İngilizcede if’li koşul cümlesinde gelecek zaman bir kez, ana cümlede gösterilir.
- 3. pressMakinenin her seferinde aynı şekilde çalıştığı anlatılıyor; ana cümle de present (stops). Bu bir Type 0 kullanım talimatıdır, if’li cümle de present olmalıdır: If you press. Pressed bir Type 2 hayali başlatır ve stops ile uyuşmaz; would ise if’li cümleye girmez.
- 4. will passIf’li cümle present (studies) ve olay gerçekten olabilir: Type 1, yani ana cümlede will pass. ‘Çalışırsa geçer’ Türkçede geniş zamanla söylenir, ama İngilizcede gelecekteki tek bir sonuç will ile gösterilir. Would pass ancak if she studied ile, yani gerçekleşmesi zor bir hayalle eşleşir.
- 5. unlessAnlam ‘hemen çıkmazsak treni kaçıracağız’ demektir. Unless, if ... not anlamına gelir ve olumsuzluğu içinde taşır: unless we leave = if we don’t leave. If ile cümle ‘hemen çıkarsak treni kaçıracağız’ gibi ters bir anlama döner. Türkçedeki ‘-mezse’ olumsuzluğu fiilin üstündedir; İngilizcede ise unless sözcüğünün içindedir.
- 6. hearAna cümle I'll call, yani Type 1. If’li cümle simple present olur: If I hear. ‘Bir haber alacak olursam’ diye düşününce will hear yazmak kolaydır, ama if’li koşul cümlesine will girmez. Heard ve would hear bir Type 2 hayaline aittir ve I'll call ile eşleşmez.
- 7. reachesGenel bir doğa kuralı (Type 0) when ile de kurulabilir; burada when ile if hemen hemen aynı anlamdadır. İki taraf da present olur: reaches ... boils. When, as soon as ve before gibi zaman bağlaçlarından sonra da will kullanılmaz; ‘ulaştığında’ demek için will reach yazmak tipik bir çeviri hatasıdır.
- 8. don't getBitkilerin susuz kalınca ölmesi genel bir gerçektir; ana cümle present (die), if’li cümle de present olumsuz olur: if they don't get. Türkçede ‘almazlarsa’ olumsuzluğu ve koşulu tek fiilde birleştirir; İngilizcede ise olumsuzluğu don't ile, koşulu if ile ayrı ayrı yazarsınız. Won't ve wouldn't koşul cümlesine girmez.
- 9. haveUnless zaten ‘-medikçe / -mezse’ anlamını taşır: Unless you have a ticket = Biletiniz olmadıkça. Türkçedeki olumsuz ek akla gelince don't have eklemek isteriz, ama unless ile bir olumsuzluk daha kullanmak anlamı bozar. Won't have de koşul cümlesine girmez.
- 10. isAna cümle will be angry olduğu için Type 1 kuruyoruz ve if’li cümlede present kullanıyoruz: If he is late again. ‘Yine geç kalırsa’ geleceğe dair olsa da İngilizcede if’li koşul cümlesi present kalır. Will be ana cümleye, was ve would be ise Type 2 hayaline aittir.
- 11. hadAna cümlede would travel var; bu, şu anki gerçeğe aykırı bir hayaldir (Type 2). If’li cümle past olur: If I had. Biçim geçmiş zaman gibi görünse de anlam şimdiki zamandır: ‘Çok param olsa’. Would have ise if’li cümleye girmez; ‘olsa’yı would ile çevirmek Türkçe konuşanların sık yaptığı bir hatadır.
- 12. would callIf I knew ile kurulan Type 2 koşulun ana cümlesi would + V1 olur: I would call her right now. Anlam ‘numarasını bilsem şimdi arardım’, yani numarayı şu anda bilmiyorum. Will call Type 1’e aittir ve knew ile eşleşmez. Called ise ana cümlede geçmişte gerçekten olmuş bir olay anlatır.
- 13. wouldn't have missedOtobüs dün kaçtı ve erken çıkmadık; geçmişteki gerçeğe aykırı bir durum söz konusu. Bu Type 3’tür: if + had V3, ana cümlede would have V3. ‘Erken çıksaydık kaçırmazdık’ Türkçede tek ekle söylenir; İngilizcede ana cümleye have missed eklemeyi unutmak, yani wouldn't miss yazmak çok yaygındır.
- 14. had knownToplantı geçen pazartesi yapıldı ve ana cümle would have come; bu Type 3’tür, if’li cümle past perfect olur: If she had known. ‘Bilseydi’ ile ‘bilse’ arasındaki fark İngilizcede knew ile had known arasındaki farktır. Knew şimdiki zamana ait bir hayal kurar, would know ise if’li cümleye girmez.
- 15. were‘Senin yerinde olsam’ kalıbı gerçeğe aykırıdır, çünkü karşınızdaki kişi olamazsınız. Bu Type 2’dir ve standart biçim If I were you’dur. Konuşmada If I was you da duyulur, ama sınavlarda ve yazılı İngilizcede were beklenir. Am, gerçekten onun yerinde olabileceğinizi ima eder.
- 16. would have greetedIf’li cümle had seen ve zaman last night; geçmişte olmamış bir olay anlatılıyor, yani Type 3. Ana cümle would have V3 olur: I would have greeted you. ‘Görseydim selam verirdim’ cümlesindeki ‘verirdim’ Türkçede geçmiş gibi hissettirmeyebilir; would greet yazmak bu yüzden sık görülen bir hatadır.
- 17. knew‘Yüzmeyi bilsem size katılırdım’, yani şu an yüzme bilmiyorum: Type 2. If’li cümlede past kullanılır: If I knew. If I would know, Türkçe konuşanların en sık yaptığı hatalardan biridir: ‘bilsem’deki hayal anlamını would ile vermeye çalışırız. Oysa would sadece ana cümlede bulunur.
- 18. foundSoru would you do ile kurulmuş; bu, olması pek beklenmeyen hayali bir durumdur (Type 2). If’li cümle past olmalıdır: if you found. ‘Bulsan ne yapardın?’ sorusundaki ‘bulsan’ geçmiş zaman değildir, ama İngilizcede bu hayal past biçimle gösterilir. Find ile would kullanılan bir soru standart değildir.
- 19. would have goneDüğün geçen cumartesiydi ve davet gelmedi; geçmişe ait bir hayal (Type 3). Ana cümle would have gone olur. ‘Davet etselerdi giderdim’ cümlesinde Türkçe ‘giderdim’ biçimi Type 2’deki ‘giderdim’ ile aynıdır; zamanı last Saturday gösterir. İngilizcede bu fark have gone ile yazılır.
- 20. earnedAna cümle would buy olduğuna göre Type 2: if she earned. Anlam ‘daha çok kazansa daha büyük bir daire alırdı’, yani şu an yeterince kazanmıyor. If’li cümle cümlenin sonunda da olsa kural değişmez; would earn yine yanlıştır. Earns ise Type 1’e, yani will buy ile kurulan bir cümleye uyar.
- 21. would liveKoşul geçmişte (o işi kabul etseydim), sonuç ise şimdide (şimdi orada yaşıyor olurdum). Bu bir mixed conditional’dır: if + had V3, ana cümlede would + V1. Cümledeki now, would have lived seçeneğini dışarıda bırakır. ‘Type 3 ise her iki taraf da geçmiş’ diye ezberlemek bu soruda yanıltır.
- 22. would have talkedBu da ters yönde bir mixed conditional’dır: Utangaçlık kalıcı, şimdiki bir özelliktir (weren't), ama sonuç dün geceki partide olmayan bir konuşmadır. Bu yüzden ana cümle would have talked olur. Last night ifadesi would talk seçeneğini dışarıda bırakır. Her yarım cümlenin zamanına ayrı ayrı bakın.
- 23. HadBu devrik (inversion) yapıdır: If I had known yerine if düşer ve had başa gelir: Had I known. Ana cümle would have taken olduğu için Type 3’e uygun olan had’dir. If I known dilbilgisel değildir; Were I ve Should I ise farklı koşul türleri için kullanılır. Bu yapı daha resmi yazılarda görülür.
- 24. provided thatAnlam ‘saat altıya kadar geri getirmen şartıyla’ demektir; provided that ‘-mek şartıyla’ karşılığıdır ve if’in daha vurgulu bir biçimidir. Unless cümleyi ‘getirmezsen alabilirsin’ gibi ters bir anlama çevirir. Even if ise ‘getirsen bile’ demektir ve burada mantıklı değildir.
- 25. had knownAna cümle would have baked, yani Type 3: if’li cümlede had known. ‘Bilseydim pasta yapardım’ Türkçede iki tarafta da geçmiş eki taşıdığı için iki tarafa aynı biçimi koyma eğilimi doğar: If I would have known. Bu yapı bazı ana dili İngilizce olan kişilerin konuşmasında duyulsa da yazılı İngilizcede ve sınavlarda yanlış kabul edilir.
- 26. rainsUnless it rains = yağmur yağmazsa. Olumsuzluk unless sözcüğünün içindedir, bu yüzden fiil olumlu kalır. Türkçedeki ‘yağmadıkça / yağmazsa’ yapısı fiile olumsuz ek koyduğu için doesn't rain eklemek istenir; bu çift olumsuzluk anlamı tersine çevirir. Won't rain ise if veya unless ile kurulan koşul cümlesine girmez.
- 27. would beUçağı kaçırması geçmişte oldu (hadn't missed), sonucu ise şu anda görüyoruz (now). Mixed conditional: ana cümlede would + V1, yani would be. Would have been ‘o zaman burada olurdu’ anlamına gelir ve now ile çelişir. ‘Şimdi burada olurdu’ cümlesindeki ‘şimdi’ sözcüğü doğru seçimi gösterir.
- 28. shouldIf you should, ‘olur da görürsen / şayet görürsen’ anlamında, olasılığın düşük olduğunu belirten bir Type 1 çeşididir; ana cümle emir kipi olabilir. Would ve will bu if’li koşul cümlesinde kullanılmaz. Sade biçim If you see Ayşe de doğrudur; should yalnızca ‘tesadüfen’ anlamını ekler.
- 29. had calledYesterday koşulun geçmişte kaldığını gösterir; dün aramadın. Geçmişe ait gerçeğe aykırı koşul past perfect olur: If you had called. Ana cümledeki now ise sonucun şimdiye ait olduğunu gösterir (wouldn't be): bu bir mixed conditional’dır. Called, yesterday ile birlikte hayal anlamı vermez; have called da if’li koşul cümlesine uymaz.
- 30. wereBu hafta sonu boş olmadığını zaten biliyoruz (you can't come); gelecekteki ama gerçeğe aykırı bir durum Type 2 ile anlatılır: If you were free. Ana cümlede would yerine could gelebilir; kural değişmez. Are, gerçekten boş olabileceğini ima eder; had been ise geçmişe ait bir hayaldir ve this weekend ile uyuşmaz.
If clause formülleri: Type 0, 1, 2, 3 ve mixed
Her if clause cümlesinde iki parça vardır: koşulu veren if’li yan cümle ve sonucu veren ana cümle. Türü belirlemek için iki soru yeterlidir: Koşul ne zamana ait? Gerçekleşmesi mümkün mü, yoksa gerçeğe aykırı bir hayal mi?
- Type 0 (genel gerçekler): If + present, present. If you heat ice, it melts. (Isıtırsan erir.)
- Type 1 (gerçekleşebilecek durum): If + present, will + V1. If it rains, we will stay at home. (Yağarsa evde kalırız.)
- Type 2 (şimdiki veya gelecekteki gerçeğe aykırı durum): If + past, would + V1. If I had money, I would travel. (Param olsa seyahat ederdim.)
- Type 3 (geçmişte olmamış durum): If + had V3, would have V3. If I had known, I would have come. (Bilseydim / bilmiş olsaydım gelirdim.)
- Mixed (geçmiş koşul, şimdiki sonuç): If + had V3, would + V1. If I had taken the job, I would live in İzmir now.
Will ve would yalnızca ana cümleye aittir. if’li cümlede will, would veya would have görürseniz önce o kısmı kontrol edin.
If clause sorularında sık yapılan hatalar
- If it will rain, we will cancel the trip. → If it rains, we will cancel the trip.
- If I would know the answer, I would tell you. → If I knew the answer, I would tell you.
- If I would have known, I would have helped. → If I had known, I would have helped.
- If we had left earlier, we wouldn't miss the bus yesterday. → ... we wouldn't have missed the bus yesterday.
- Unless you don't hurry, you'll be late. → Unless you hurry, you'll be late.
- If I have time, I would help you. → If I had time, I would help you. (ya da If I have time, I will help you.)
Bir if’li cümle ile ana cümlenin birbirine uyup uymadığını kontrol etmek için: present ile will, past ile would, had V3 ile would have V3 eşleşir. Mixed conditional ise zaman ifadesi (now, yesterday, last night) açıkça gösterdiğinde kullanılır.
Türkçe konuşanlar neden bu hatayı yapar
Türkçede koşul, fiile eklenen -se/-sa ile kurulur ve zaman bilgisi bu ekin etrafına ayrıca yerleştirilir: gelirse, gelecekse, gelse, gelseydi, gelmiş olsaydı. Bu yapı çok esnektir ve koşul ekinin içine gelecek zamanı da koyabilirsiniz (‘gelecekse’). İngilizceye aktarırken bu yüzden If he will come yazmak doğal gelir. Oysa İngilizcede if’li koşul cümlesi gelecek zamanı taşımaz; geleceği ana cümledeki will gösterir.
İkinci sorun Type 2 ile Type 3 arasındadır. Türkçede ‘gelse’ ile ‘gelseydi’ arasında yalnızca -di eki vardır ve ana cümle çoğu zaman aynı kalır: ‘gelirdi’. İngilizcede ise iki taraf da değişir: If he came, he would see / If he had come, he would have seen. Ana cümlede ‘gelirdi’ hem would come hem would have come olabileceği için cümlenin zamanını yesterday, now veya last week gibi ifadelerden çıkarmanız gerekir.
Üçüncü sorun unless ile ilgilidir. ‘-medikçe’ ve ‘-mezse’ eklerinde olumsuzluk fiilin üstündedir; İngilizcede ise unless kendi içinde olumsuzluk taşır. Bu yüzden unless’tan sonra don't eklemek çift olumsuzluk yaratır ve anlamı tersine çevirir.
Türkçe cümleniz ‘-seydi’ veya ‘-miş olsaydı’ ile kuruluyorsa, İngilizcede if’li cümleye had V3 yazın. ‘-se / -sa’ tek başına ve gerçeğe aykırıysa past kullanın.
Unless, provided that ve devrik yapı
Unless, if ... not anlamına gelir ve genellikle Type 0 ile Type 1’de kullanılır: Unless you hurry, you'll be late (Acele etmezsen geç kalacaksın). Provided that ve as long as ise ‘-mek şartıyla’ anlamında, koşulu vurgular. Bu bağlaçlardan sonra da will kullanılmaz.
Resmi yazılarda if düşürülüp yardımcı fiil başa alınabilir: Had I known (= If I had known), Should you need help (= If you need help), Were I in your position (= If I were in your position). Bu biçimler sınavlarda sık sorulur, ama günlük konuşmada if’li yapı daha yaygındır.
Çalışmaya devam edin
Sorular ve yanıtlar
If clause cümlelerinde if’ten sonra will kullanılabilir mi?
Koşul bildiren if’li cümlede genellikle hayır; gelecek bilgisini ana cümledeki will taşır, bu yüzden If it rains tomorrow demeniz gerekir. İki istisna vardır. Will’in ‘istemek, razı olmak’ anlamında kullanıldığı kibar ricalarda (If you will wait here, I'll call the manager) ve if’in ‘-ip -mediğini’ anlamına geldiği dolaylı sorularda (I don't know if it will rain) will kullanılabilir.
Type 2 ile Type 3 arasındaki farkı nasıl anlarım?
Type 2 şimdiki veya gelecekteki gerçeğe aykırı bir durumu anlatır ve Türkçedeki ‘-se / -sa’ ile eşleşir: If I knew (bilsem). Type 3 geçmişte olmamış bir olayı anlatır ve ‘-seydi / -miş olsaydı’ ile eşleşir: If I had known (bilseydim). Ana cümlede ‘-irdi’ iki türde de aynı görünebildiği için cümledeki zaman ifadesine (now, yesterday, last year) bakın.
If I was you mu, yoksa If I were you mu doğru?
Sınavlarda ve yazılı İngilizcede standart biçim If I were you’dur; Type 2’de be fiili tüm öznelerle were olarak kullanılabilir. If I was you günlük konuşmada sık duyulur, ama okul testlerinde genellikle yanlış sayılır. Emin olmadığınızda were seçmek en güvenli yoldur.
If clause pratiğine Türkçe açıklamalarla devam edin
Test sorularında doğru seçeneği bulmak, kendi cümlenizi kurmaktan daha kolaydır. Windows için PromGee; gramer, zamanlar ve edatlar gibi konularda konu odaklı alıştırmalar ve Türkçe AI açıklamaları sunar. Tek seferlik 25 USD ödeme, abonelik yok.
PromGee’yi inceleyin